31 Ocak 2014 Cuma

Beyin Krizi

Beyin krizi kalp hastalıkları ve Kanserden sonra en fazla ölüme sebep veren bir durumdur.Dünyada 3ncü sıradaki ölüm sebebidir. Beyin krizi orta ve ileri yaşta sakatlığın en önde gelen sebebidir.

Bütün bunlara rağmen BEYİN KRİZİ önlenebilir bir durumdur.

BEYİN KRİZİ NEDİR?

Beyin krizi terimi ile anlatmak istediğimiz olay beynin bir bölgesinin kansızlığına veya bir bölgesine kanamaya bağlı olarak gelişen ve çoğunlukla felç şeklinde ortaya çıkan beyin damar hastalığıdır.

1 Tıkanan damar: Beyin krizi,beynin ihtiyacı olan kanı alamadığı zaman ortaya çıkan bir durumdur.Beyin ihtiyacı olan kanı kendisine taşıyan damarlar yolu ile sağlar.Beyin krizlerinin çoğu bu damarlardan kan akımını engelleyen pıhtı sebebi ile olur.Yani damardaki kan akımı pıhtı sebebi ile engellenir ve beynin bir bölgesinin ihtiyacı olan kanı ya hiç alamaz veya yetersiz alır ve sonucunda beyin krizi denen durum ortaya çıkar.

2 kanayan damar: Bazen de daha seyrek olarak beyin krizi zayıflamış damarların yırtılması ve kanın beyin içine veya beyin etrafına geçmesi sonucu da görülebilir.

İlk örneğe kansızlığa bağlı beyin krizi ikincisine ise beyin kanamasına bağlı beyin krizi diyebiliriz.Her iki tip beyin krizide konuşmayı, davranışı, hafızayı etkileyebilir, beyinde kalıcı hasara ,vücudun bir tarafında kuvvetsizliğe yani felce, sakatlığa ve ölüme sebep olabilir.

BEYİN KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Beyin Krizi Belirtilerini öğreniniz ve tanıyınız.

Beyin krizi belirtilerinden herhangi biri yalnız başına görülebileceği gibi,birkaç tanesi bir arada görülebilir. Bunlar birkaç dakika sürebilecekleri gibi birkaç saatte sürebilirler. Siz veya çevrenizde bulunan herhangi bir kimse bu beyin krizi belirtilerini hissediyorsanız acilen Doktora müracaat ediniz.Belirtiler geçmiş olsa bile bunu ihmal etmeyin. Zira bu belirtiler gelecekteki bir beyin krizinin habercisi veya ikazcısı olabilir.

Beyin krizi haberci veya ikaz belirtileri

Çoğunlukla vücudun bir yarısında ,yüz kol veya bacakta aniden ortaya çıkan kuvvetsizlik veya uyuşma,his bozukluğu Konuşmada zorluk,söylenenleri anlamada zorluk Bir veya her iki gözde aniden ortaya çıkan görme azalması veya görmede bulanıklık, çift görme İzah edilemeyen denge bozukluğu

Bazen beyin krizlerinin öncesinde küçük beyin krizleri olur. Bunlara geçici iskemik atak adı verilir. Bunlar birkaç dakika ile birkaç saat sürebilir. Bu küçük ve en fazla 24 saat içinde tam düzelen küçük beyin krizleri beyne giden kanın geçici kesilmesi ve kısa sürede tekrar düzelmesine bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bunlar daha sonra gelişebilecek büyük beyin krizinin önemli ikaz belirtileridir. Küçümsenmemeli ve üzerinde önemle durulmamalıdır. Büyük depremden önce olan zararsız yer sarsıntılarına benzetilebilir.

Beyin krizi geçirmeye sebep olabilecek faktörleri ,hastalıkları öğreniniz

Bu faktörlere risk faktörleri adı verilir. Bu faktörlere karşı gerekli önlemleri alınız. Gerekli tedavi ve kontrolleri yaptırınız

Değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleri

YAŞ İnsan yaşlandıkça beyin krizine yakalanma ihtimali artar CİNS Beyin krizi erkeklerde kadınlardan daha çok görülür IRK Zencilerde beyaz ırka göre daha çok görülür

Değiştirilmesi,önlenmesi veya tedavisi mümkün olan risk faktörleri

YÜKSEK KAN BASINCI:TANSİYON YÜKSEKLİĞİ

Beyin krizine en fazla sebep olan risk faktörüdür. Ancak aynı zamanda en kolay kontrol altına alınabilen bir durumdur. Düzenli olarak tansiyonunuzu ölçtürünüz ve kontrol altında tutunuz

SİGARA Beyin krizine yakalanma riskinizi iki misli arttırır. Sigara çiyorsanız hemen bırakınız

KİLO:ŞİŞMANLIK Aşırı kilo yüksek kolesterole, tansiyon yüksekliğine ve şeker hastalığına zemin hazırlar veya öncülük eder. Bu 3 durumda Beyin krizine sebep olabilen faktörlerdir. Kilonuzu belirli sınırda tutunuz,diyetinizi ona göre ayarlayın ve yağlı yemeklerden kaçınınız

ŞEKER HASTALIĞIİABET Şeker hastalığı damar hastalıklarına sebep olabilir. Damarları bozar. Buda Beyin krizine sebep olabilir. Şeker hastalığınız var ise şeker düzeyini kontrol altında tutun ve gerekli tedavinizi zamanında ve düzenli olarak yaptırın.

DAHA ÖNCE BEYİN KRİZİ VEYA KÜÇÜK GEÇİCİ BEYİN KRİZİ GEÇİRMİŞ OLMA Daha önce geçirilmiş krizler başka bir beyin krizine yakalanma ihtimalinizi arttırır. Ancak bazı ilaçlar düzenli alındığı takdirde bu ihtimali azaltır.

KALB HASTALIKLARI Bazı kalp hastalıkları özellikle düzensiz kalp ritmi olarak tanımlanabilecek atrial fibrilasyon önemli beyin krizi sebebidir. Düzensiz kalp ritmi özellikle ileri yaşlarda daha çok önem kazanmaktadır. Bazı ilaçlar düzenli alındığında beyin krizine yakalanma ihtimalini azaltırlar.

HAREKETSİZ HAYAT TARZI: Hareketsizlik beyin krizine zemin hazırlayabilen önemli bir faktördür. Düzenli eksersiz ve/veya yürüyüş ve spor yapmak çok önemlidir.



UNUTMAYINIZ!!


BEYİN KRİZİ ÖNLENEBİLİR BİR DURUMDUR


BEYİN KRİZİ ACİL BİR DURUMDUR EVDE VEYA BAŞKA YERDE VAKİT KAYBETMEYİNİZ.ZAMAN ÇOK ÖNEMLİDİR.NE KADAR ERKEN MÜRACAT EDERSENİZ TEDAVİDEN O KADAR ÇOK YARARLANIRSINIZ


BEYİN KRİZİNDE UYGULANACAK BİR ÇOK TEDAVİ ALTERNATİFİ VARDIR.


EN ETKİLİ TEDAVİLER İLK 3- 6 SAATTE UYGULANIR.

BEYİN KRİZİNDE TANI VE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ

Beyin krizini teşhis etme ve krize yakalanma risklerini ortaya koyan tetkikler

Beyin krizinin acil tedavisi açısından beyindeki hasarın derecesinin tesbiti ve tipinin tayini mümkün olduğunca erken yapılmalıdır.Beyin krizinin tıkanmış bir damara mı veya beyin kanamasına mı bağlı olduğunun çok süratli bir şekilde ortaya konması çok önemlidir. Çünkü tedavi alternatifleri buna göre değerlendirilecektir.Hastanemizde hastanın durumunu ortaya koyacak gerekli tanının çok süratli bir şekilde konmasını sağlayacak tetkiklerin tamamı vardır. Böylece tanıya çok kısa süre içinde ulaşmamız mümkündür.

Tam bir tanı koymak için aşağıdaki tetkiklerin bir kısmına başvurulur.Bir hastada aşağıdaki tetkiklerin hepsini uygulamaya gerek yoktur.

Beyin Tomografisi:Hastanın acil olarak müracaatında ilk uygulanan tetkiktir.Kısa sürede beyin krizinin kanamaya veya damar tıkanmasına bağlı olup olmadığı hakkında bilgi verir.Düşük dozda şua ile beyin görüntülenir. Magnetik rezonans:Beyin krizinin olduğu bölge hakkında detaylı bilgi verir beyindeki hasarın derecesinide gösterir.Çok hassas bir tetkik olduğundan özellikle küçük damar tıkanmalarında çok iyi bilgi verir. Manyetik alan kullanılarak özel bir odada yapılan bir tetkiktir. Manyetik rezonans anjio:Beyin damarlarını gösteren bir tetkiktir.Hastanın damarlarına girilmeden ve ilaç verilmeden yapılan ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transkraniyal dopler : Beyindeki kan akımı hakkında bilgi veren gerektiğinde hastaya yatağında uygulanan bir yöntemdir Karotis Duplex görüntüleme: Beyne kan taşıyan ana damarları ve dolayısiyle onlardaki tıkanmaları gösteren bir yöntemdir SPECT Bazı özel maddeler kullanılarak beynin kanlanması hakkında bilgi veren bir yöntemdir Beyin anjiografisi: Büyük damarlardan birine bazı özel maddelerin verilmesi ile yapılan ve beyin kan akımı ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transözofagal ekokardiografi:Yemek borusu içine bir tüp sokularak direkt olarak kalbi inceleyen bir yöntemdir Bunların dışında risk faktörlerini belirlemeye yarayan diğer yöntemler


Kan tetkikleri


EKG


EKO

BEYİN KRİZİ TEDAVİSİ

Beyin krizinde ilaç tedavisi gün geçtikçe gelişmekte ve krizin beyinde yaptığı hasarı en aza indirmeye çalışan bir çok yeni ilaç üzerinde çalışılmakta bir kısmı ise kullanılmaktadır.

Beyin Krizinde acil tedavi

Damar tıkanmasına bağlı beyin krizlerinin büyük kısmında hasar ilk 6 saatte oluşmaktadır. Araştırmalar damarda oluşmuş pıhtıyı çözmek ve beyni beyin krizine karşı daha dirençli hale getiren ilaçlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Beyni beyin krizi sırasında hasara karşı koruyan yani bir anlamda hasarı mümkün olan en az seviyede tutmak için uygulanan ikinci gruba beyin koruyucu ajanlar veya önlemler adı verilebilir.

Damardaki pıhtıyı eriten ilaçlar: Bu grupta tPA denen bir ilaç kullanılmaktadır. Beyin krizinin erken devrelerinde beyin damarları içinde oluşmuş pıhtıyı eritebilen bir maddedir. Ancak bu kritik dönem olan beyin krizinin başlangıç dönemlerinde verilme ile mümkündür.İlk birkaç saatte verilmesi önemli olup bu şekilde beyinde hasar oluşması önlenebilmekte veya hasar en az seviyede olmaktadır.Ancak bu ilacın uygulanmasının önemli şartları vardır.En önemli şart mümkün olduğunca erken müracat etmektir. İlk 3 saat çok önemlidir. GATA beyin krizi merkezinde bu ilacı uygulama imkanı vardır. Beyin koruyucu ilaçlar veya ajanlar: Beyni ,beyin krizinde oluşan ve beyinde hasara yol açan olaylardan daha az etkilenir hale getirten ilaçlara beyin koruyucu ilaçlar adı verilir.Bu ilaçlarla ilgili olarak çok yoğun araştırmalar yapılmakta ve çok ümit verici sonuçlar elde edilmekte olup halen uygulanabilen ilaçlar mevcuttur.

Beyin krizini önleme

Yüksek risk taşıyan hastalarda beyin krizini önlemede kullanılan bir çok ilaç vardır.Bu ilaçların kullanımı özellikle daha önce küçük beyin krizi yani geçici iskemik atak veya geçici beyin krizi geçirenler ile büyük beyin krizi geçirenlerde daha önem kazanmaktadır.Bunlar kanın pıhtılaşmasını azaltan veya önleyen ilaçlar olup kanı sulandırıcı ilaçlar olarak bilinmektedir.Aslında kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltan ilaçlar demek daha doğru olur.Bunlar 2 gruptur.

Antikoagulanlar damardan veya ağızdan verilebilir Bunlar kanı daha inceltir ve pıhtıyı önlerler Antitrombosit ilaçlar Kanda dolaşan ve pıhtı oluşmasında önemli rolleri olan trombosit denen elementlerin birbirine veya damar duvarına yapışmasını önleyerek etki ederler.Bunların bir araya gelmesi veya damar duvarında kümeleşmeleri önlenerek damarlaın tıkanması önlenebilir ve böylece beyin krizi geçirme riski azaltılır.Beyin krizine karşı önlem alınmış olur..Bu grupta bulunan ve en çok kullanılan ilaç aspirindir.Bu grupta bir çok yeni ilaç vardır.

Cerrahi tedavi

Bazı durumlarda beyin krizini önlemek için cerrahi yöntemlerde kullanılabilir.Mesele beyne kan taşıyan damarlarındaki daralmalar veya tıkanmalar cerrahi yöntemle kaldırılabilir.Ancak bu cerrahi müdahele için gereken bazı kurallar vardır.Bunları uzman hekimler değerlendirip karar verir. Bunun dışında beyin kanamasına sebep olabilen beyin damarlarındaki baloncuklar ve anormal kan damar yumakları cerrahi yöntemler ile zararsız hale getirilebilir.

Hasta bakımı

Beyin krizinde tanı ve tedavi yöntemleri yanında bakımda çok önemlidir.Hatta tedavinin önemli bir parçasıdır.Bütün beyin krizleri acil bir durum olup bu krizi geçirenler bir süre yoğun bakımda tutulduktan sonra diğer normal bölüme alınmalıdırlar.Hastanın solunum ,dolaşım ve kalp gibi fonksiyonlarının takibi ,gerekli beslenmesinin sağlanması yanında yatak bakımıda önemlidir.

Rehabilitasyon

Beyin krizi sonrası ortaya çıkan fonksiyon kayıplarını en aza indirgemek en önemlisi hastayı kimseye muhtaç olmadan bağımsız bir hayat tarzına kavuşturmak rehabilitasyonun en önemli hedefidir..Gereksiz

Sakatlıları önler. Beyin krizi sonu oluşan sakatlıkları düzeltme hastaları sakatlıklarına rağmen kendi işlerini kendileri yapar duruma getirmek için rehabilitasyon gereklidir.

Beyin krizinde her dakika sayılıdır

Beyin krizi ne kadar uzun sürede tedaviye alınırsa başka bir deyişle tedavide ne kadar gecikilirse beyindeki hasar o kadar büyük olur

Beyin krizinde tedavinin başarısı belirtiler başladıktan sonra süratle kısa süre içinde ilgili uzman hekim tarafından görülmeyle yakın ilişkilidir.

Beyin krizinde de aynen Kalp krizinde olduğu gibi acil tıbbi bakım uygulanmalıdır.

Böbrek Nakli

Genel Bilgiler

Böbrek nakli ( transplantasyon ), son dönem böbrek yetersizliğinin en başarılı tedavi şeklidir. Böbrek nakli için gereken böbrek 2 kaynaktan sağlanabilir.

Canlı vericiden
Kadavradan.



Gerek canlı vericiden, gerekse kadavradan yapılan başarılı böbrek transplantasyonlarında diyaliz tedavilerinde olduğu gibi böbrek fonksiyonlarından bazıları değil, tamamı yerine getirilir. Buna ek olarak, hem tüm böbrek fonksiyonları yerine getirildiğinden, hem de hastalar için sürekli diyaliz işlemlerinin oluşturduğu fiziksel ve psikolojik zorluklar ortadan kalktığından dolayı yaşam kalitesi daha iyidir. İnsan dışında bir canlıdan transplantasyon şu anda mümkün olmamakla birlikte çalışmalar ümit vericidir, iyimser bir tahminle 2020 li yıllarda mümkün olabilir. Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre Türkiye?de bugüne kadar yaklaşık 4000 böbrek nakli yapılmıştır. 1998 yılında 382 böbrek nakli yapılmıştır ve ne yazık ki bunların yaklaşık 1/3?ü kadavra kaynaklıdır. Kadavra kaynaklı böbrek nakli oranı Batı ülkelerinde yaklaşık % 80?dir. Bunun nedeni ülkemizde organ bağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamamasıdır.

Uygun böbrek seçimi:
Böbrek transplantasyonu yapılabilmesi için alıcı ile verici arasında ABO kan grubu sisteminde uyum olmalıdır; uyum kuralları kan naklindeki gibidir ( O grubu genel verici, AB grubu genel alıcı ); yani O kan grubu herkese böbrek verebilir, AB kan grubu herkesten böbrek alabilir. Rh sisteminin ise bir önemi yoktur; yani Rh negatif bir kişi Rh pozitif bir kişiden böbrek alabilir.
Alıcı ile verici arasında uyum aranan ikinci sistem, doku grubu olarak bilinen HLA sistemidir. HLA sistemi 6. kromozomun kısa kolu üzerinde yerleşmiş doku uygunluk antijenlerini içerir. HLA bölgesindeki antijenler 1. sınıf ( A,B,C ) ve 2. sınıf ( D,DR,DP,DQ ) olmak üzere ikiye ayrılır. Böbrek transplantasyonunda önemli olan A, B ve DR antijenleridir ve her insanda ikişer tane bulunur. Böbrek transplantasyonunda en iyi sonuç doku uygunluk antijenlerinde tam uyum olduğu durumlarda alınmaktadır; vericide alıcıda olmayan DR, B, A antijenleri arttıkça alıcının böbreği reddetme olasılığı artmaktadır.


Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir

DİŞ SIKMA VE GICIRDATMA ALIŞKANLIĞI, YÜZ, ÇENE VE DİŞLERDE AĞRIYA VE KRONİKLEŞMESİ HALİNDE DİŞ KAYBINA NEDEN OLUYOR, KİŞİYİ DEPRESYONA SÜRÜKLEYEBİLİYOR -GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ALPASLAN: -''KİŞİ, BU ALIŞKANLIĞINDAN KENDİ BAŞINA VAZGEÇEMİYOR VE SÜREKLİ AĞRIYLA YAŞAMAK ZORUNDA KALIYOR. KRONİKLEŞEN AĞRI STRESE, KAYGIYA VE SİNİRE NEDEN OLUYOR VE KİŞİYİ DEPRESYONA SÜRÜKLÜYOR'' -''DİŞLERİN KÖKTEN SALLANMASINA YOL AÇMAKTA, DİŞ YÜZEYİNDE AŞINMAYA BAĞLI SICAK-SOĞUK HASSASİYETİ VE KIRILMALAR ORTAYA ÇIKMAKTADIR''

Halk arasında diş gıcırdatma ya da sıkma olarak bilinen ''Bruksizm''in bir süre sonra dişlerde, yüz ve çenede ağrıya yol açarak, kronikleşmesi halinde diş kaybına neden olabildiği ve zamanla ağrının kişiyi depresyona sokabildiği bildirildi.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cansu Alpaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumda diş sıkma alışkanlığının çok yaygın olduğunu ve kişilerin genellikle bu eylemi farkında olmadan yaptıklarını söyledi.
Diş sıkan her kişinin hasta olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Alpaslan, dişlerde hassasiyet gelişmesi ve kişiye ağrı vermesi halinde ise önlem alınması gerektiğini bildirdi.
Alpaslan, diş sıkmanın dişlerde ve çevre dokularda problemlere neden olduğuna dikkati çekerek, ''En çok yüz kaslarına ve çene eklemine zarar vermektedir. Diş yüzeylerinin bozulmasına ve bir süre sonra dişlerin kökten sallanmasına yol açmaktadır. Bu etkiler sonucunda da sağlam olan dişler kaybedilebilmektedir'' diye konuştu.

-''DİŞLER GENELLİKLE GECE UYKUDA SIKILIYOR''-

Diş gıcırdatma ve sıkmanın genellikle gece, uyku sırasında, istemsiz olarak yapıldığını anlatan Alpaslan, ''Eylem, 3-5 saniyelik olmasına rağmen ortaya çıkan kuvvet hem dişlere hem de dokulara zarar vermektedir'' dedi.
Alpaslan, diş yüzeyinde aşınmaya bağlı ''diş ağrısı, sıcak-soğuk hassasiyeti ve kırılmalar'' ortaya çıkabildiğine dikkati çekti. Diş gıcırdatma ve sıkmaya bağlı daha ağır bulgulara ise çene ekleminde rastlandığını ifade eden Alpaslan, şunları kaydetti:
''Dişlere uygulanan fazla basınca bağlı olarak çenede zamanla kilitlenme ortaya çıkabiliyor, hasta ağzını açamıyor. Sabahları, kişide yorgunluk, gerginlik ve yüzde ağrıya neden olabiliyor.
Sebepsiz gibi görünen ağrı, zamanla kronikleşiyor ve tedavisi güç durumlara yol açıyor. Kronik hale gelen ağrı, kişide depresyona yol açabiliyor. Kişi, bu alışkanlığından kendi başına vazgeçemiyor ve sürekli ağrıyla yaşamak zorunda kalıyor. Kronikleşen ağrı başta, strese, kaygıya ve sinire neden oluyor ve kişiyi depresyona sürüklüyor. Bu da ciddi iş gücü kaybına neden oluyor.''
Alpaslan, diş sıkmaya bağlı ağrıların zaman zaman kulakta hissedildiğini, zaman zaman da baş ağrısı şeklinde kendini gösterdiğini belirterek, ''Baş ağrılarının büyük bir kısmı diş sıkmaya bağlıdır. Bu nedenle, gerek çene ekleminde gerek yüzde gerekse de dişlerde sebepsiz ağrılarda mutlaka bir çene cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır'' diye konuştu.

-''İMPLANT YAPILACAK HASTALARDA BU ALIŞKANLIK OLMAMALI''-

Diş sıkma ve gıcırdatmanın en önemli sebebinin stres olduğuna dikkati çeken Alpaslan, ''Stres dönemi geçtikten sonra da olay devam ediyorsa, bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı'' dedi.
Alpaslan, stresin yanı sıra bazı ilaçlar ile beslenme şekli ve alışkanlıkların da diş gıcırdatmaya neden olabildiğini belirterek, ''Kahve, alkol, sigara kullanımının da azaltılması gerekiyor. Çünkü, bunlar uyarıcı oldukları için sinir sistemini etkiliyor, sıkma ve gıcırdatmayı tetikleyebiliyor'' uyarısında bulundu.
Uyku bozuklukları, uyku apnesi ve horlamanın da uyku sırasında diş gıcırdatmanın nedenleri arasında olduğunu ifade eden Alpaslan, bu tür bulgulara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Alpaslan, gündüz dişlerini sıkan kişilerin, bunu fark ettikleri andan itibaren çenelerini serbest bırakılmaları gerektiğini belirtti. Uyku sırasında yaşanan olaylarda ise hekim müdahalesinin gerekli olduğunu vurgulayan Alpaslan, ''Bu hastalara 'gece plağı' diye adlandırdığımız koruyucu bir aparat yapabiliyoruz.
Uyku sırasında dişlerin birbiriyle temasını engellemek amacıyla alt ve üst çenenin arasına yerleştirilen plaklar basıncı azaltabiliyor ve böylece çevre dokularda oluşacak hasar en alt düzeye indirilebiliyor'' diye konuştu.
Prof. Dr. Alpaslan, diş eksikliklerinde en sık başvurulan tedavi yöntemlerinden biri olan implant (diş ekme) uygulamasında da bruksizme dikkat edilmesi gerektiğini dile getirerek, ''Eğer implant yapılacak hastada diş gıcırdatma ya da sıkma alışkanlığı varsa implantlar kaybedilebiliyor. Bu tür alışkanlığı olanların implant adayı hasta olmaması gerekli'' dedi. (AA)




Tarih : 2009-07-11 00:00:00 Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir ile ilgili diğer haberler
Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir

4 Temmuz 2010 Pazar

Şok Diyetlere Aldanmayın

Sangu, zayıflamak isteyenlerin ”şok diyet” olarak nitelendirilen, kısa sürede fazla kilo vermeyi sağlayan diyetlere aldanmamalarını istedi.

Özel bir hastanede görev yapan Sangu, yaptığı yazılı açıklamada, şişmanlığın
birçok kişinin ortak derdi olduğunu, bu nedenle çok sayıda diyet önerisi
bulunduğunu, ancak bilimin bu diyetlerin küçük bir bölümünü doğru kabul ettiğini bildirdi.

Şişmanlığın bir estetik sorun olmaktan öte bir hastalık olarak kabul
edildiğini, artık kilolu olan kişilerin sağlığı için zayıflama çabasında olduğunu
anlatan Sangu, yapılan araştırmaların, kilo vermenin sayısız faydasını ortaya
koyduğunu vurguladı.

Sangu, bir kişinin kilo vermeye başladığı andan itibaren insülin direncinin
düştüğünü, dokuların insülini kullanmaya başladığını, kan şekerinin dolayısıyla
açlığın kontrol altına alındığı belirtti.

Kilo kaybının kolesterol ve yüksek tansiyonu düşürdüğünü, kalp-damar
hastalığı riskini azalttığını, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, hatta
depresyona yatkınlığın bile azaldığını ifade eden Sangu, ”Ancak tüm bu yararlar
kontrollü ve dengeli bir şekilde kilo verildiği zaman ortaya çıkıyor. Sağlıklı ve
kalıcı kilo vermek için haftada 0,5-1 kilogram kaybı yeterlidir. Vücut
ağırlığının yüzde 10-15′ini kaybetmek pek çok hastalık riskini azaltabilir”
dedi.

***************************************************************************

Burnunuzu yavaş silin

Burun silme, insanın büyürken vazgeçmesi gereken alışkan­lıklarından biridir. Çocukluğunuzda belki de ebeveyniniz burnunu­zu silmeniz için sizi desteklemiştir. Aslında burnunuzu yavaş silme­nizin bir sakıncası yoktur, yeter ki olanca gücünüzle sümkürmeyin.

Virginia Üniversitesi’nden bazı bilim adamları nezle olan in­sanlar sık sık sümkürdüklerinde nezlenin daha uzun sürdüğü­nü saptamışlardır. Öte yandan burunlarını kâğıt mendille si­lenlerin nezlelerinin sanıldığı kadar kötüleşmediği de ortaya çıkmıştır.

Apandisit genel bilgiler

Apandisit vücudumuzun neresindedir ?
Apandisit körbağırsağın solucana benzeyen uzantısıdır. 7.5 cm. ile 12,5 cm. kadar uzunlukta, kalın bağırsak başlangıcının altında, karnın sağ kısmındadır. Normal zamanlarda bir kurşun kalem kalınlığındadır.

Fonksiyonu nedir ?
İnsanlarda hiçbir fonksiyonu yoktur ve hayvanlardan insanlara kalmış bir organ olduğu tahmin edilir.

Apandisit hastalığı nedir ?
Apandisit, apandisitin etrafının iltihabıdır. Etrafına yayılan ilti­haplanma bütü jtı bünyeye bulaşır. Kötü iltihaplanma hallerinde apandisit iltihapla dolabilir. İltihaplanma, apandisit duvarının dı­şına yayıldığı zaman kangrenli olmaya yüz tutabilir ve apandisiti patlatabilir.

Apandisit neden ileri gelir ?
Apandisit bakterilerden ileri gelen iltihapları veya sertleşmiş bir cerahat parçasının apandisite kan akımını durdurmasından ve bu­radaki kan damarlarınım tıkanmasından ileri gelebilir.

Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır ?
Antibiyotik çağından önce karın bölgesindeki ameliyatların en yaygın olanlarından biri apandisitti. Bugün apandisit halleri çok da­ha az görülmektedir. Apandisite genellikle 20, 30 ve 40 yaşlarında­ki kişilerde rastlanılır. Çocuklarda ve gençlerde de apandisit görüle­bilir. Üç yaşından daha ufak çocuklarda ise bu hastalığa pek nadi­ren rastlanılmaktadır.

Apandisit vakaları azalmakta mıdır ?
Evet. Açıklaması mümkün olmayan nedenlerden günümüzde, yir­mi otuz yıl öncesine göre apandisit vakalarına çok daha az rastlanmaktadır.

Apandisit meyve çekirdekleri veya çiklet gibi cisimlerin yutulmasın­dan ileri gelebilir mi ?
Hayır.

Apandisit bir aile hastalığı olabilir mi veya kalıtımla geçebilir mi ?
Hayır.

Hangi tür apandisitler vardır ?
a. Had apandisit. Bu tür apandisit genellikle karın krampları, baş dönmesi veya kusma, karının sağ alt kısmında hissedilen bir sancı ile kendisini gösterir. Bu belirtiler aniden ortaya çıkabilir veya birkaç saat içerisinde yavaş yavaş oluşabilir.
b. Tekrarlanan apandisit. Bu hafif apandisit belirtileri ile kendisi­ni gösterir, derhal ortadan kaybolur ve birkaç ay veya birkaç yıl sonra yeniden meydana gelebilir.

Kulak, burun vb. deldirme işlemini abartmayın

Kulak memesi deldirilmesi bedenin en az tehlikeli olan bölü­müdür. Kulağın diğer yerleri kıkırdak içerir ve kulak memesinden daha uzun sürede iyileşir.

“Bu ülkede yapılan beden deldirmelerinin yansı profesyonel değil amatör kişilerce yapılmaktadır,” diyor Pittsburg Üniversitesi Dişçilik Bölümü profesörlerinden Dennis Ranalli. “Çocuklar bunu kendi aralarında yapmaktadırlar.” Gerçekten de internetten yetmiş beş dolara deldirme işlemi için gerekli olan aletleri içeren bir “pier-cing kit”i almak olasıdır. Bu kitin içinde antiseptik yoktur.

“Şu anda bana gelen bir hastam topluiğneyle gözkapaklannı delmiş. Şimdi gözkapaklan iltihap ve enfeksiyon içinde,” diyor du­daklara yapılan piercing’i inceleyen Dr. Ranalli. Profesörün bizlere piercing’le ilgili anlatacağı birçok korku dolu öykülerden biri de Ludwig anjini (alt çene açısı civarında ağız zemininin flegmonu) ile bakterilerle ilgili endokard iltihabı (kalp dokularının enfeksiyo­nuydun Dr. Ranalli piercing aracılığıyla HTV mikrobunun bulaştı­ğını, dudak piercing’iyle kan basıncının yükseldiğini belirtiyor.

“Bu tür belirtileri yalnızca piercing yaptırdığınız bölgede his­sedip, “Ah, dilim acıyor,” gibilerinden şikâyetlerle sınırlı kalmaz,” diyerek şöyle devam ediyor Dr. Ranalli. “Bu tür şikâyetler çok cid­di, yaşamı tehdit edici boyutta olabilir. Bu tür şikâyetlerin tedavisi de sanıldığı kadar kolay değildir.” Dr. Ranalli korktukları için diş­çiye gitmeyen, ama en ilkel koşullarda piercing yaptıran çocuklann durumuna hayret ediyor. “Dişçiye gitmiyorlar ama dillerine koca­man bir delik açmaktan da korkmuyorlar. İşte bu çok garip,” diyor Dr. Ranalli.

Oregon Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırma bedenin her­hangi bir verine yaptırılan piercing’in enfeksiyona neden olma olasılığı kulak memesinin delinmesiyle oluşacak sorunlardan yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Özel Arama