21 Ağustos 2014 Perşembe

Ameliyatsız Burun Estetiği

Burnumuz yüzümüzde en çok dikkat çeken organımızdır. Burun şeklimiz, yüz şeklimizi etkilemektedir. Yüz ifademizi, duygularımızı, bakışımızı etkilemektedir. Bu yüzden burun şeklimizi değiştirmek isteriz. Bazılarımız bu nedenlerden dolayı estetik olarak ameliyatlar yaptırmayı düşünür. Yaptıranlarda olur. Bıçak altına yatmaktan korkanlar da vardır. Böyle durumlarda tercih olarak dolgu maddeleriyle ameliyatsız estetik yöntemi karşımıza çıkmaktadır.
 
 
Ameliyatsız burun estetiği
Ameliyat işlemleri olmadan sadece dolgu maddeleri kullanarak yapılan estetik işlemidir. Erkekler ve kadınların tercih ettiği bir işlem olup bu estetik uygulaması buruna geçici süreliğine şekil vermek ya da burunda herhangi bir sorun varsa düzeltilmesi amacıyla yapılır. Cerrahi ameliyatlara göre maliyeti daha düşüktür.
 
Hangi amaçla kullanılmaktadır ?
Burun ucu kaldırmada, burun eğriliklerin de, burun çukurlukların da ve burun sırtının kemikli olduğu gibi durumların düzeltilmesinde kullanılır. Bu işlem dolgu malzemeleriyle, burnun hangi bölgesinde sorun varsa o bölgeye uygulanır. Burun şekli istek doğrultusunda düzeltilir. Bazı kişiler bu işlemi cerrahi ameliyat öncesi burun şekillerini belirlemek amacıyla yaptıranlarda vardır.
 
Ne kadar sürmektedir ?
Ameliyatsız burun estetiği yaklaşık olarak 20 dakika sürmektedir. Bu işlemi yaptıran kişi uygulamadan sonra günlük yaşantısına dönebilir.
 
Ağrılı bir işlem midir ?
Uygulama sırasında ya da sonrasında kişinin canı yanmaz ya da herhangi bir ağrıma durumu olmaz. Kişinin isteğine bağlı olarak lokal anestezi yapılabilir.
 
Ne kadar kalıcılığı vardır ?
Burun estetiği kalıcı bir uygulama değildir. Ortalama olarak 7-18 ay arasındadır. Bu süre içerisinde burunda ki dolgu malzemesi azalarak burun eski halini almaya başlar. İstenirse uygulama tekrarlanabilir.
 
Yararları ve zararları nelerdir ?
Bu işlemin yararların da herhangi bir cerrahi iz olmadan yapılması, iyileşme sürecinin olmaması gibi durumlardır.
Burun estetiğinin zararları olarak ise alerjik reaksiyonlar görülebilir.
Bu tarz burun estetiğini yaptırırken uzman kişiler tarafından yapılmasına dikkat edilmelidir. Yanlış işlem yapılması kötü sonuçları ortaya çıkartabilir.

Sporun çocuk zekasına faydası

Spor çocuklarda zeka gelişimi sağlıyor.ABD’deki Illinois Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırması, ilk kez spor ve beyindeki beyaz madde arasında bağlantı bulunduğunu ortaya koydu. 9-10 yaşındaki bazı çocukların beyin görüntülerini inceleyen bilim adamları, spor yapanların beynindeki beyaz maddenin daha fazla ve yoğun olduğunu saptadı.



Beyaz maddenin beynin farklı bölgelerindeki bağlantıların güçlenmesini, dolayısıyla bilişsel becerilerin artmasını sağladığını vurgulayan bilim adamları, bir sonraki aşamada düzenli olarak yeni bir spor dalıyla uğraşmaya başlayan çocukların beynindeki beyaz maddenin artıp artmadığını inceleyecek.


KAYNAK: http://www.saglikekibi.com/can/cocuk-hastaliklari/sporun-cocuk-zekasina-faydasi.html#ixzz3B2b4E7lZ

Dr. Mevlüt Çetin, geçmeyen öksürük


Geçmeyen öksürük bir çok hastalığa neden olabilir işte öksürük konusunda uzman görüşü.Kula Devlet Hastanesi Kulak burun Boğaz uzmanı doktor Mevlüt Çetin, geçmeyen öksürük ve hapşırmaların bahar nezlesi olabileceğini söyledi
Mevlüt Çetin yaptığı açıklamada ‘Gece yattığınızda geniz akıntısı, öksürük, gün içerisindede sürekli hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntısı problemi yaşıyorsanız, bu durumun sebebi alerjik rinit olabilir.

Alerjik rinit, ortamda bulunan alerjenin nefes alma esnasında burun iç yüzeyine yapışması sonucu duyarlılığı olan kişilerde; hapşırma, burun akıntısı, burun ve genizde kaşıntı, burun tıkanıklığı ve damakta kaşıntıya neden olan bir hastalıktır. Burun akıntısı devam ettiği için hasta geceleri geniz akıntısı ve öksürük ataklarından yakınır; gündüz ise sürekli geniz temizleme ihtiyacı olur. Alerjik rinit hayatı tehdit etme özelliği olmayan; ancak hastanın günlük aktivitelerini etkileyerek yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan bir hastalıktır. Alerjik yakınmalar bu hastalarda; baş ağrısı, burun kanaması, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları ve performans düşüklüğüne neden olur.

Konsantrasyon bozukluğu nedeniyle hasta çocuk ise okul başarısı, erişkinse iş başarısı düşer. Bunlar da uzun vadede ruhsal bozuklukların çıkmasına neden olabilir.” dedi. Çetin konuyla ilgili şu bilgileri verdi: ‘Alerjik rinit 3 ayrı kategoride incelenebilir. Bunlardan bir tanesi, yıl boyu süren alerjik rinit yani; ev tozu akarı, mantar, ülkemizde seyrek olan hamam böceği, kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar ve bitki polenlerine bağlı olarak görülebilir. Mevsimsel alerjik rinit yani; ağaç, ot, yabani ot, hububat polenine bağlı oluşan alerjidir. Yıl boyu süren ancak mevsimsel artışlar gösteren alerjik rinit ise sorumlu alerjenler yani; ‘mite’lar ve polenlerdir. Alerjik rinit, genellikle alerjik konjonktivit (göz nezlesi), alerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterir. Alerjik konjonktivit eşlik ettiğinde gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da görülebilir.

Yine bu hastalarda eğer alerjik sinüzit varsa; geniz akıntısı, baş ağrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir. Ayrıca alerjik rinit, kronik (müzmin) sinüzit ve orta kulak iltihabının en sık saptanan nedenidir. Alerjik rinitli hastalarda bronş alerjisi yani alerjik astım sıklığı ve riski çok daha yüksektir (2-8 kat). Alerjik rinitlilierdeki alerjik astım sıklığı ortalama % 25-30`dur. Ayrıca alerjik astımlı hastaların % 70`inde alerjik rinit öyküsü vardır. Bu nedenle alerjik rinit tanısı konan çocuk ve genç erişkinler alerjik astım açısından da değerlendirilmeli ve izlenmelidir. Astımın da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir’ dedi

SİGARA DUMANI ALEJİNİN ORTAYA ÇIKMASINDA BÜYÜK ROL OYNUYOR

Çetin açıklamasının sonunda ‘Solunum yolu alerjisine yol açan alerjenler haricinde; stres, hava kirliliği, sigara dumanı, deterjan ve parfüm gibi kimyasal maddeler de alerjik yakınmaların ortaya çıkmasında ya da artmasında tetikleyici rol oynar. Tanı için muayene ve birtakım tanı testleri yapılmalıdır. Kişinin şikayetlerinin hangi alerjene bağlı olarak ortaya çıktığını saptamak için “Alerji deri testleri“ uygulanabilir. Tedavide temel yöntem, tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenden korunmaktır. Alerjik rinit tanısı kesinleştirildikten sonra tedavi için izlenecek yol, alerjilerden kaçınma ve korunma, ilaç tedavisi ve seçilmiş hastalarda aşı tedavisi uygulanması şeklindedir.’ diye konuştu.


KAYNAK: http://www.saglikekibi.com/can/akciger-hastaliklari/dr-mevlut-cetin-gecmeyen-oksuruk.html#ixzz3B2VDdvkR

AŞKA GETİREN GIDALAR...

Ayrıntılar : işte aşka gelmenizi sağlayacak gıdalar ve bu gıdaların tüketilme şekilleri.Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan, “Gün içerisinde tüketilen besinler sayesinde mutlu olmak ve ruh halinin düzene girmesi sağlayabilir” diye konuştu.

AŞK’A GETİREN GIDALAR Çalışmalara göre bazı gıda maddelerinin insanları aşka hazırladığını, depresyonu iyileştirdiğini dile getiren Ateşsaçan, “Kimi savaşa hazırlar ve kimi mutlu hissettirir.


Muz tüketmek daha mutlu yapar. Potasyumu fazladır. Triptofan ise halk arasında “mutluluk hormonu” olarak bilinen serotonin. Sinirleri gevşeten vitaminler B vitamini ve folik asit. Omega 3 rahatlama ve gevşeme yapar.

 Özellikle somon balığı ve ton balığı gibi soğuk deniz balıkları tükettiğinizde daha çok omega-3 almış olacaksınız. Karides ve ıstakoz gibi kabuklu deniz canlıları da bol miktarda B vitamini, magnezyum ve çinko gibi minerallerle serotonin üretimine destek olur ve libido artışı yapar. Ginseng, kereviz, istiridye, avokado hormonları dengeler ve libidoyu artırır. “FISTIK MUTLU EDEN GIDALARDAN” Yaban mersini, ananas ve avokado, fıstık, Antep fıstığı ve istiridye iyi gıdalar da mutlu yapar. Yağsız süt ve ürünleri D ve B vitamini, magnezyum ve çinko gibi vitamin ve mineraller içerdiklerinden, serotonin üretimine katkıda bulunmaktadırlar.

 Çikolata, yapılan bilimsel araştırmalara göre çikolata duygu durumunu yükseltmekle kalmıyor, bunun yanı sıra depresyonun bazı semptomlarını gidermeye de yardımcı oluyor.” diye konuştu.

KAYNAK

http://www.saglikekibi.com/can/pratikbilgi/aska-getiren-gidalar.html

31 Ocak 2014 Cuma

Beyin Krizi

Beyin krizi kalp hastalıkları ve Kanserden sonra en fazla ölüme sebep veren bir durumdur.Dünyada 3ncü sıradaki ölüm sebebidir. Beyin krizi orta ve ileri yaşta sakatlığın en önde gelen sebebidir.

Bütün bunlara rağmen BEYİN KRİZİ önlenebilir bir durumdur.

BEYİN KRİZİ NEDİR?

Beyin krizi terimi ile anlatmak istediğimiz olay beynin bir bölgesinin kansızlığına veya bir bölgesine kanamaya bağlı olarak gelişen ve çoğunlukla felç şeklinde ortaya çıkan beyin damar hastalığıdır.

1 Tıkanan damar: Beyin krizi,beynin ihtiyacı olan kanı alamadığı zaman ortaya çıkan bir durumdur.Beyin ihtiyacı olan kanı kendisine taşıyan damarlar yolu ile sağlar.Beyin krizlerinin çoğu bu damarlardan kan akımını engelleyen pıhtı sebebi ile olur.Yani damardaki kan akımı pıhtı sebebi ile engellenir ve beynin bir bölgesinin ihtiyacı olan kanı ya hiç alamaz veya yetersiz alır ve sonucunda beyin krizi denen durum ortaya çıkar.

2 kanayan damar: Bazen de daha seyrek olarak beyin krizi zayıflamış damarların yırtılması ve kanın beyin içine veya beyin etrafına geçmesi sonucu da görülebilir.

İlk örneğe kansızlığa bağlı beyin krizi ikincisine ise beyin kanamasına bağlı beyin krizi diyebiliriz.Her iki tip beyin krizide konuşmayı, davranışı, hafızayı etkileyebilir, beyinde kalıcı hasara ,vücudun bir tarafında kuvvetsizliğe yani felce, sakatlığa ve ölüme sebep olabilir.

BEYİN KRİZİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Beyin Krizi Belirtilerini öğreniniz ve tanıyınız.

Beyin krizi belirtilerinden herhangi biri yalnız başına görülebileceği gibi,birkaç tanesi bir arada görülebilir. Bunlar birkaç dakika sürebilecekleri gibi birkaç saatte sürebilirler. Siz veya çevrenizde bulunan herhangi bir kimse bu beyin krizi belirtilerini hissediyorsanız acilen Doktora müracaat ediniz.Belirtiler geçmiş olsa bile bunu ihmal etmeyin. Zira bu belirtiler gelecekteki bir beyin krizinin habercisi veya ikazcısı olabilir.

Beyin krizi haberci veya ikaz belirtileri

Çoğunlukla vücudun bir yarısında ,yüz kol veya bacakta aniden ortaya çıkan kuvvetsizlik veya uyuşma,his bozukluğu Konuşmada zorluk,söylenenleri anlamada zorluk Bir veya her iki gözde aniden ortaya çıkan görme azalması veya görmede bulanıklık, çift görme İzah edilemeyen denge bozukluğu

Bazen beyin krizlerinin öncesinde küçük beyin krizleri olur. Bunlara geçici iskemik atak adı verilir. Bunlar birkaç dakika ile birkaç saat sürebilir. Bu küçük ve en fazla 24 saat içinde tam düzelen küçük beyin krizleri beyne giden kanın geçici kesilmesi ve kısa sürede tekrar düzelmesine bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bunlar daha sonra gelişebilecek büyük beyin krizinin önemli ikaz belirtileridir. Küçümsenmemeli ve üzerinde önemle durulmamalıdır. Büyük depremden önce olan zararsız yer sarsıntılarına benzetilebilir.

Beyin krizi geçirmeye sebep olabilecek faktörleri ,hastalıkları öğreniniz

Bu faktörlere risk faktörleri adı verilir. Bu faktörlere karşı gerekli önlemleri alınız. Gerekli tedavi ve kontrolleri yaptırınız

Değiştirilmesi mümkün olmayan risk faktörleri

YAŞ İnsan yaşlandıkça beyin krizine yakalanma ihtimali artar CİNS Beyin krizi erkeklerde kadınlardan daha çok görülür IRK Zencilerde beyaz ırka göre daha çok görülür

Değiştirilmesi,önlenmesi veya tedavisi mümkün olan risk faktörleri

YÜKSEK KAN BASINCI:TANSİYON YÜKSEKLİĞİ

Beyin krizine en fazla sebep olan risk faktörüdür. Ancak aynı zamanda en kolay kontrol altına alınabilen bir durumdur. Düzenli olarak tansiyonunuzu ölçtürünüz ve kontrol altında tutunuz

SİGARA Beyin krizine yakalanma riskinizi iki misli arttırır. Sigara çiyorsanız hemen bırakınız

KİLO:ŞİŞMANLIK Aşırı kilo yüksek kolesterole, tansiyon yüksekliğine ve şeker hastalığına zemin hazırlar veya öncülük eder. Bu 3 durumda Beyin krizine sebep olabilen faktörlerdir. Kilonuzu belirli sınırda tutunuz,diyetinizi ona göre ayarlayın ve yağlı yemeklerden kaçınınız

ŞEKER HASTALIĞIİABET Şeker hastalığı damar hastalıklarına sebep olabilir. Damarları bozar. Buda Beyin krizine sebep olabilir. Şeker hastalığınız var ise şeker düzeyini kontrol altında tutun ve gerekli tedavinizi zamanında ve düzenli olarak yaptırın.

DAHA ÖNCE BEYİN KRİZİ VEYA KÜÇÜK GEÇİCİ BEYİN KRİZİ GEÇİRMİŞ OLMA Daha önce geçirilmiş krizler başka bir beyin krizine yakalanma ihtimalinizi arttırır. Ancak bazı ilaçlar düzenli alındığı takdirde bu ihtimali azaltır.

KALB HASTALIKLARI Bazı kalp hastalıkları özellikle düzensiz kalp ritmi olarak tanımlanabilecek atrial fibrilasyon önemli beyin krizi sebebidir. Düzensiz kalp ritmi özellikle ileri yaşlarda daha çok önem kazanmaktadır. Bazı ilaçlar düzenli alındığında beyin krizine yakalanma ihtimalini azaltırlar.

HAREKETSİZ HAYAT TARZI: Hareketsizlik beyin krizine zemin hazırlayabilen önemli bir faktördür. Düzenli eksersiz ve/veya yürüyüş ve spor yapmak çok önemlidir.



UNUTMAYINIZ!!


BEYİN KRİZİ ÖNLENEBİLİR BİR DURUMDUR


BEYİN KRİZİ ACİL BİR DURUMDUR EVDE VEYA BAŞKA YERDE VAKİT KAYBETMEYİNİZ.ZAMAN ÇOK ÖNEMLİDİR.NE KADAR ERKEN MÜRACAT EDERSENİZ TEDAVİDEN O KADAR ÇOK YARARLANIRSINIZ


BEYİN KRİZİNDE UYGULANACAK BİR ÇOK TEDAVİ ALTERNATİFİ VARDIR.


EN ETKİLİ TEDAVİLER İLK 3- 6 SAATTE UYGULANIR.

BEYİN KRİZİNDE TANI VE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ

Beyin krizini teşhis etme ve krize yakalanma risklerini ortaya koyan tetkikler

Beyin krizinin acil tedavisi açısından beyindeki hasarın derecesinin tesbiti ve tipinin tayini mümkün olduğunca erken yapılmalıdır.Beyin krizinin tıkanmış bir damara mı veya beyin kanamasına mı bağlı olduğunun çok süratli bir şekilde ortaya konması çok önemlidir. Çünkü tedavi alternatifleri buna göre değerlendirilecektir.Hastanemizde hastanın durumunu ortaya koyacak gerekli tanının çok süratli bir şekilde konmasını sağlayacak tetkiklerin tamamı vardır. Böylece tanıya çok kısa süre içinde ulaşmamız mümkündür.

Tam bir tanı koymak için aşağıdaki tetkiklerin bir kısmına başvurulur.Bir hastada aşağıdaki tetkiklerin hepsini uygulamaya gerek yoktur.

Beyin Tomografisi:Hastanın acil olarak müracaatında ilk uygulanan tetkiktir.Kısa sürede beyin krizinin kanamaya veya damar tıkanmasına bağlı olup olmadığı hakkında bilgi verir.Düşük dozda şua ile beyin görüntülenir. Magnetik rezonans:Beyin krizinin olduğu bölge hakkında detaylı bilgi verir beyindeki hasarın derecesinide gösterir.Çok hassas bir tetkik olduğundan özellikle küçük damar tıkanmalarında çok iyi bilgi verir. Manyetik alan kullanılarak özel bir odada yapılan bir tetkiktir. Manyetik rezonans anjio:Beyin damarlarını gösteren bir tetkiktir.Hastanın damarlarına girilmeden ve ilaç verilmeden yapılan ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transkraniyal dopler : Beyindeki kan akımı hakkında bilgi veren gerektiğinde hastaya yatağında uygulanan bir yöntemdir Karotis Duplex görüntüleme: Beyne kan taşıyan ana damarları ve dolayısiyle onlardaki tıkanmaları gösteren bir yöntemdir SPECT Bazı özel maddeler kullanılarak beynin kanlanması hakkında bilgi veren bir yöntemdir Beyin anjiografisi: Büyük damarlardan birine bazı özel maddelerin verilmesi ile yapılan ve beyin kan akımı ve beyin damarları hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Transözofagal ekokardiografi:Yemek borusu içine bir tüp sokularak direkt olarak kalbi inceleyen bir yöntemdir Bunların dışında risk faktörlerini belirlemeye yarayan diğer yöntemler


Kan tetkikleri


EKG


EKO

BEYİN KRİZİ TEDAVİSİ

Beyin krizinde ilaç tedavisi gün geçtikçe gelişmekte ve krizin beyinde yaptığı hasarı en aza indirmeye çalışan bir çok yeni ilaç üzerinde çalışılmakta bir kısmı ise kullanılmaktadır.

Beyin Krizinde acil tedavi

Damar tıkanmasına bağlı beyin krizlerinin büyük kısmında hasar ilk 6 saatte oluşmaktadır. Araştırmalar damarda oluşmuş pıhtıyı çözmek ve beyni beyin krizine karşı daha dirençli hale getiren ilaçlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Beyni beyin krizi sırasında hasara karşı koruyan yani bir anlamda hasarı mümkün olan en az seviyede tutmak için uygulanan ikinci gruba beyin koruyucu ajanlar veya önlemler adı verilebilir.

Damardaki pıhtıyı eriten ilaçlar: Bu grupta tPA denen bir ilaç kullanılmaktadır. Beyin krizinin erken devrelerinde beyin damarları içinde oluşmuş pıhtıyı eritebilen bir maddedir. Ancak bu kritik dönem olan beyin krizinin başlangıç dönemlerinde verilme ile mümkündür.İlk birkaç saatte verilmesi önemli olup bu şekilde beyinde hasar oluşması önlenebilmekte veya hasar en az seviyede olmaktadır.Ancak bu ilacın uygulanmasının önemli şartları vardır.En önemli şart mümkün olduğunca erken müracat etmektir. İlk 3 saat çok önemlidir. GATA beyin krizi merkezinde bu ilacı uygulama imkanı vardır. Beyin koruyucu ilaçlar veya ajanlar: Beyni ,beyin krizinde oluşan ve beyinde hasara yol açan olaylardan daha az etkilenir hale getirten ilaçlara beyin koruyucu ilaçlar adı verilir.Bu ilaçlarla ilgili olarak çok yoğun araştırmalar yapılmakta ve çok ümit verici sonuçlar elde edilmekte olup halen uygulanabilen ilaçlar mevcuttur.

Beyin krizini önleme

Yüksek risk taşıyan hastalarda beyin krizini önlemede kullanılan bir çok ilaç vardır.Bu ilaçların kullanımı özellikle daha önce küçük beyin krizi yani geçici iskemik atak veya geçici beyin krizi geçirenler ile büyük beyin krizi geçirenlerde daha önem kazanmaktadır.Bunlar kanın pıhtılaşmasını azaltan veya önleyen ilaçlar olup kanı sulandırıcı ilaçlar olarak bilinmektedir.Aslında kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltan ilaçlar demek daha doğru olur.Bunlar 2 gruptur.

Antikoagulanlar damardan veya ağızdan verilebilir Bunlar kanı daha inceltir ve pıhtıyı önlerler Antitrombosit ilaçlar Kanda dolaşan ve pıhtı oluşmasında önemli rolleri olan trombosit denen elementlerin birbirine veya damar duvarına yapışmasını önleyerek etki ederler.Bunların bir araya gelmesi veya damar duvarında kümeleşmeleri önlenerek damarlaın tıkanması önlenebilir ve böylece beyin krizi geçirme riski azaltılır.Beyin krizine karşı önlem alınmış olur..Bu grupta bulunan ve en çok kullanılan ilaç aspirindir.Bu grupta bir çok yeni ilaç vardır.

Cerrahi tedavi

Bazı durumlarda beyin krizini önlemek için cerrahi yöntemlerde kullanılabilir.Mesele beyne kan taşıyan damarlarındaki daralmalar veya tıkanmalar cerrahi yöntemle kaldırılabilir.Ancak bu cerrahi müdahele için gereken bazı kurallar vardır.Bunları uzman hekimler değerlendirip karar verir. Bunun dışında beyin kanamasına sebep olabilen beyin damarlarındaki baloncuklar ve anormal kan damar yumakları cerrahi yöntemler ile zararsız hale getirilebilir.

Hasta bakımı

Beyin krizinde tanı ve tedavi yöntemleri yanında bakımda çok önemlidir.Hatta tedavinin önemli bir parçasıdır.Bütün beyin krizleri acil bir durum olup bu krizi geçirenler bir süre yoğun bakımda tutulduktan sonra diğer normal bölüme alınmalıdırlar.Hastanın solunum ,dolaşım ve kalp gibi fonksiyonlarının takibi ,gerekli beslenmesinin sağlanması yanında yatak bakımıda önemlidir.

Rehabilitasyon

Beyin krizi sonrası ortaya çıkan fonksiyon kayıplarını en aza indirgemek en önemlisi hastayı kimseye muhtaç olmadan bağımsız bir hayat tarzına kavuşturmak rehabilitasyonun en önemli hedefidir..Gereksiz

Sakatlıları önler. Beyin krizi sonu oluşan sakatlıkları düzeltme hastaları sakatlıklarına rağmen kendi işlerini kendileri yapar duruma getirmek için rehabilitasyon gereklidir.

Beyin krizinde her dakika sayılıdır

Beyin krizi ne kadar uzun sürede tedaviye alınırsa başka bir deyişle tedavide ne kadar gecikilirse beyindeki hasar o kadar büyük olur

Beyin krizinde tedavinin başarısı belirtiler başladıktan sonra süratle kısa süre içinde ilgili uzman hekim tarafından görülmeyle yakın ilişkilidir.

Beyin krizinde de aynen Kalp krizinde olduğu gibi acil tıbbi bakım uygulanmalıdır.

Böbrek Nakli

Genel Bilgiler

Böbrek nakli ( transplantasyon ), son dönem böbrek yetersizliğinin en başarılı tedavi şeklidir. Böbrek nakli için gereken böbrek 2 kaynaktan sağlanabilir.

Canlı vericiden
Kadavradan.



Gerek canlı vericiden, gerekse kadavradan yapılan başarılı böbrek transplantasyonlarında diyaliz tedavilerinde olduğu gibi böbrek fonksiyonlarından bazıları değil, tamamı yerine getirilir. Buna ek olarak, hem tüm böbrek fonksiyonları yerine getirildiğinden, hem de hastalar için sürekli diyaliz işlemlerinin oluşturduğu fiziksel ve psikolojik zorluklar ortadan kalktığından dolayı yaşam kalitesi daha iyidir. İnsan dışında bir canlıdan transplantasyon şu anda mümkün olmamakla birlikte çalışmalar ümit vericidir, iyimser bir tahminle 2020 li yıllarda mümkün olabilir. Türk Nefroloji Derneğinin verilerine göre Türkiye?de bugüne kadar yaklaşık 4000 böbrek nakli yapılmıştır. 1998 yılında 382 böbrek nakli yapılmıştır ve ne yazık ki bunların yaklaşık 1/3?ü kadavra kaynaklıdır. Kadavra kaynaklı böbrek nakli oranı Batı ülkelerinde yaklaşık % 80?dir. Bunun nedeni ülkemizde organ bağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamamasıdır.

Uygun böbrek seçimi:
Böbrek transplantasyonu yapılabilmesi için alıcı ile verici arasında ABO kan grubu sisteminde uyum olmalıdır; uyum kuralları kan naklindeki gibidir ( O grubu genel verici, AB grubu genel alıcı ); yani O kan grubu herkese böbrek verebilir, AB kan grubu herkesten böbrek alabilir. Rh sisteminin ise bir önemi yoktur; yani Rh negatif bir kişi Rh pozitif bir kişiden böbrek alabilir.
Alıcı ile verici arasında uyum aranan ikinci sistem, doku grubu olarak bilinen HLA sistemidir. HLA sistemi 6. kromozomun kısa kolu üzerinde yerleşmiş doku uygunluk antijenlerini içerir. HLA bölgesindeki antijenler 1. sınıf ( A,B,C ) ve 2. sınıf ( D,DR,DP,DQ ) olmak üzere ikiye ayrılır. Böbrek transplantasyonunda önemli olan A, B ve DR antijenleridir ve her insanda ikişer tane bulunur. Böbrek transplantasyonunda en iyi sonuç doku uygunluk antijenlerinde tam uyum olduğu durumlarda alınmaktadır; vericide alıcıda olmayan DR, B, A antijenleri arttıkça alıcının böbreği reddetme olasılığı artmaktadır.


Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir

DİŞ SIKMA VE GICIRDATMA ALIŞKANLIĞI, YÜZ, ÇENE VE DİŞLERDE AĞRIYA VE KRONİKLEŞMESİ HALİNDE DİŞ KAYBINA NEDEN OLUYOR, KİŞİYİ DEPRESYONA SÜRÜKLEYEBİLİYOR -GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ALPASLAN: -''KİŞİ, BU ALIŞKANLIĞINDAN KENDİ BAŞINA VAZGEÇEMİYOR VE SÜREKLİ AĞRIYLA YAŞAMAK ZORUNDA KALIYOR. KRONİKLEŞEN AĞRI STRESE, KAYGIYA VE SİNİRE NEDEN OLUYOR VE KİŞİYİ DEPRESYONA SÜRÜKLÜYOR'' -''DİŞLERİN KÖKTEN SALLANMASINA YOL AÇMAKTA, DİŞ YÜZEYİNDE AŞINMAYA BAĞLI SICAK-SOĞUK HASSASİYETİ VE KIRILMALAR ORTAYA ÇIKMAKTADIR''

Halk arasında diş gıcırdatma ya da sıkma olarak bilinen ''Bruksizm''in bir süre sonra dişlerde, yüz ve çenede ağrıya yol açarak, kronikleşmesi halinde diş kaybına neden olabildiği ve zamanla ağrının kişiyi depresyona sokabildiği bildirildi.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cansu Alpaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumda diş sıkma alışkanlığının çok yaygın olduğunu ve kişilerin genellikle bu eylemi farkında olmadan yaptıklarını söyledi.
Diş sıkan her kişinin hasta olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Alpaslan, dişlerde hassasiyet gelişmesi ve kişiye ağrı vermesi halinde ise önlem alınması gerektiğini bildirdi.
Alpaslan, diş sıkmanın dişlerde ve çevre dokularda problemlere neden olduğuna dikkati çekerek, ''En çok yüz kaslarına ve çene eklemine zarar vermektedir. Diş yüzeylerinin bozulmasına ve bir süre sonra dişlerin kökten sallanmasına yol açmaktadır. Bu etkiler sonucunda da sağlam olan dişler kaybedilebilmektedir'' diye konuştu.

-''DİŞLER GENELLİKLE GECE UYKUDA SIKILIYOR''-

Diş gıcırdatma ve sıkmanın genellikle gece, uyku sırasında, istemsiz olarak yapıldığını anlatan Alpaslan, ''Eylem, 3-5 saniyelik olmasına rağmen ortaya çıkan kuvvet hem dişlere hem de dokulara zarar vermektedir'' dedi.
Alpaslan, diş yüzeyinde aşınmaya bağlı ''diş ağrısı, sıcak-soğuk hassasiyeti ve kırılmalar'' ortaya çıkabildiğine dikkati çekti. Diş gıcırdatma ve sıkmaya bağlı daha ağır bulgulara ise çene ekleminde rastlandığını ifade eden Alpaslan, şunları kaydetti:
''Dişlere uygulanan fazla basınca bağlı olarak çenede zamanla kilitlenme ortaya çıkabiliyor, hasta ağzını açamıyor. Sabahları, kişide yorgunluk, gerginlik ve yüzde ağrıya neden olabiliyor.
Sebepsiz gibi görünen ağrı, zamanla kronikleşiyor ve tedavisi güç durumlara yol açıyor. Kronik hale gelen ağrı, kişide depresyona yol açabiliyor. Kişi, bu alışkanlığından kendi başına vazgeçemiyor ve sürekli ağrıyla yaşamak zorunda kalıyor. Kronikleşen ağrı başta, strese, kaygıya ve sinire neden oluyor ve kişiyi depresyona sürüklüyor. Bu da ciddi iş gücü kaybına neden oluyor.''
Alpaslan, diş sıkmaya bağlı ağrıların zaman zaman kulakta hissedildiğini, zaman zaman da baş ağrısı şeklinde kendini gösterdiğini belirterek, ''Baş ağrılarının büyük bir kısmı diş sıkmaya bağlıdır. Bu nedenle, gerek çene ekleminde gerek yüzde gerekse de dişlerde sebepsiz ağrılarda mutlaka bir çene cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır'' diye konuştu.

-''İMPLANT YAPILACAK HASTALARDA BU ALIŞKANLIK OLMAMALI''-

Diş sıkma ve gıcırdatmanın en önemli sebebinin stres olduğuna dikkati çeken Alpaslan, ''Stres dönemi geçtikten sonra da olay devam ediyorsa, bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı'' dedi.
Alpaslan, stresin yanı sıra bazı ilaçlar ile beslenme şekli ve alışkanlıkların da diş gıcırdatmaya neden olabildiğini belirterek, ''Kahve, alkol, sigara kullanımının da azaltılması gerekiyor. Çünkü, bunlar uyarıcı oldukları için sinir sistemini etkiliyor, sıkma ve gıcırdatmayı tetikleyebiliyor'' uyarısında bulundu.
Uyku bozuklukları, uyku apnesi ve horlamanın da uyku sırasında diş gıcırdatmanın nedenleri arasında olduğunu ifade eden Alpaslan, bu tür bulgulara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Alpaslan, gündüz dişlerini sıkan kişilerin, bunu fark ettikleri andan itibaren çenelerini serbest bırakılmaları gerektiğini belirtti. Uyku sırasında yaşanan olaylarda ise hekim müdahalesinin gerekli olduğunu vurgulayan Alpaslan, ''Bu hastalara 'gece plağı' diye adlandırdığımız koruyucu bir aparat yapabiliyoruz.
Uyku sırasında dişlerin birbiriyle temasını engellemek amacıyla alt ve üst çenenin arasına yerleştirilen plaklar basıncı azaltabiliyor ve böylece çevre dokularda oluşacak hasar en alt düzeye indirilebiliyor'' diye konuştu.
Prof. Dr. Alpaslan, diş eksikliklerinde en sık başvurulan tedavi yöntemlerinden biri olan implant (diş ekme) uygulamasında da bruksizme dikkat edilmesi gerektiğini dile getirerek, ''Eğer implant yapılacak hastada diş gıcırdatma ya da sıkma alışkanlığı varsa implantlar kaybedilebiliyor. Bu tür alışkanlığı olanların implant adayı hasta olmaması gerekli'' dedi. (AA)




Tarih : 2009-07-11 00:00:00 Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir ile ilgili diğer haberler
Diş Gıcırdatma Depresyona Sürükleyebilir

Özel Arama